"Göteborg maçında formasını yırttığımız hevesli arkadaşımızdan başlayarak, yıllarca tribünde küfürlerimizle, tükürüklerimizle, el kol hareketlerimizle rahatsız ettiğimiz tüm taraftarlara..."
Bu blogun oluşturulma kararı trajik bir günün ertesi alındı. 16 Mayıs 2010, dört senede ikinci kez son maçta şampiyonluk verme mucizesinin gerçekleştiği gün. Fenerbahçe'nin lider girdiği son haftada evinde Trabzonspor'la oynamakta olduğu esnada Uyanık Kanaryaların, Aragones faciasına rağmen kombinelisi; Aragones faciasından sonra ömrümü yediler diyip tövbe edeni; Aragones'e rağmen kıyamayıp ne tövbe edeni ne maça gideni maç sonu timsah yürüşüyle 10 dakikalık şampiyonluğu kutlayan elemanlar kadar trajikomik bir şekilde en kaygısız Uyanık Kanarya'nın düğünündedir. Radyo spikerinin ilk kez gerçekten maçtaki tempoya tempo eklemeden anlattığı maç için bi kulaklarında kulaklık, öbüründe la cumparsita gergin gergin oturmaktadırlar. Sonra olaylar gelişir, televizyonda izlenen son yarım saat, kaçan onlarca gol, anons rezaleti ve yanan Kadıköy. Dört sene önce Denizli maçında ana avrat dümdüz giden Uyanık Kanaryalarımız, oynak havalara bırakırlar kendilerini; akıllı adamın tutmayacağı takıma ancak deli işi bir tedavi gider denir ve oynanır. Ertesi gün hasar tespiti için Kadıköy'de toplanılır, sesimiz sanal alemde yankılansın, müdahelemiz dünyaya açılsın denerek bu blog oluşturulur. Hepimize hayırlı olsun. Uyumamak için bir daha bu blog nazar boncuğu olsun.
Blog yeni ama Uyanık Kanaryalar eski. Birkaç arkadaş, yıllardır münferit olarak tribünlerdedir. Anlatacak deplasman maceraları yoktur ama takımın 6.olduğu sezonda da her maç Kadıköy'de staddadırlar. Merdiven yasağı çıktığında kendi kendilerine protesto amaçlı "Merdivenciler" olmuşlardır. Fikir ayrılıkları çoktur, ama hedefleri aynıdır. Kimi çemkirerek totem yapar, kimi dua ederek, sonuçta hepsi totemdir. Hepsinde Fenerbahçe kaynaklı muhtemel kalp rahatsızlıkları vardır, çok şükür daha teklememiş ve doktordan "heyecan yok" uyarısı gelmemiştir. Uyanık Kanaryalar iki sebeple uyanıktır ya Fenerbahçe dramatik bir yenilgi almıştır ya da Galatasaray maçları hariç maçların %99unda yaptığı gibi gere gere puan almıştır. Söz konusu Fenerbahçe olduğu için zaten sadece bu ikisi vardır; onlarca gol kaçırmış da olabilir, 1-0'ın üstüne yatmış da, uzatmalarda 70 dakikasını önde götürdüğü maçıberaberliğe getirmiş de olabilir, ama her halükarda bu ikisinden biridir mutlaka. O yüzden Uyanık Kanaryalar Fenerbahçe maçı yoksa ancak o gün uyurlar, geri kalanlar da uyanıktırlar ama şaşılacak şekilde asla uykusuz kalmazlar. Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik de tam böyle bişidir aslında. Uykusuz bırakmadan Uyanık tutar.
Bu blogun oluşturulma kararı trajik bir günün ertesi alındı. 16 Mayıs 2010, dört senede ikinci kez son maçta şampiyonluk verme mucizesinin gerçekleştiği gün. Fenerbahçe'nin lider girdiği son haftada evinde Trabzonspor'la oynamakta olduğu esnada Uyanık Kanaryaların, Aragones faciasına rağmen kombinelisi; Aragones faciasından sonra ömrümü yediler diyip tövbe edeni; Aragones'e rağmen kıyamayıp ne tövbe edeni ne maça gideni maç sonu timsah yürüşüyle 10 dakikalık şampiyonluğu kutlayan elemanlar kadar trajikomik bir şekilde en kaygısız Uyanık Kanarya'nın düğünündedir. Radyo spikerinin ilk kez gerçekten maçtaki tempoya tempo eklemeden anlattığı maç için bi kulaklarında kulaklık, öbüründe la cumparsita gergin gergin oturmaktadırlar. Sonra olaylar gelişir, televizyonda izlenen son yarım saat, kaçan onlarca gol, anons rezaleti ve yanan Kadıköy. Dört sene önce Denizli maçında ana avrat dümdüz giden Uyanık Kanaryalarımız, oynak havalara bırakırlar kendilerini; akıllı adamın tutmayacağı takıma ancak deli işi bir tedavi gider denir ve oynanır. Ertesi gün hasar tespiti için Kadıköy'de toplanılır, sesimiz sanal alemde yankılansın, müdahelemiz dünyaya açılsın denerek bu blog oluşturulur. Hepimize hayırlı olsun. Uyumamak için bir daha bu blog nazar boncuğu olsun.
Blog yeni ama Uyanık Kanaryalar eski. Birkaç arkadaş, yıllardır münferit olarak tribünlerdedir. Anlatacak deplasman maceraları yoktur ama takımın 6.olduğu sezonda da her maç Kadıköy'de staddadırlar. Merdiven yasağı çıktığında kendi kendilerine protesto amaçlı "Merdivenciler" olmuşlardır. Fikir ayrılıkları çoktur, ama hedefleri aynıdır. Kimi çemkirerek totem yapar, kimi dua ederek, sonuçta hepsi totemdir. Hepsinde Fenerbahçe kaynaklı muhtemel kalp rahatsızlıkları vardır, çok şükür daha teklememiş ve doktordan "heyecan yok" uyarısı gelmemiştir. Uyanık Kanaryalar iki sebeple uyanıktır ya Fenerbahçe dramatik bir yenilgi almıştır ya da Galatasaray maçları hariç maçların %99unda yaptığı gibi gere gere puan almıştır. Söz konusu Fenerbahçe olduğu için zaten sadece bu ikisi vardır; onlarca gol kaçırmış da olabilir, 1-0'ın üstüne yatmış da, uzatmalarda 70 dakikasını önde götürdüğü maçıberaberliğe getirmiş de olabilir, ama her halükarda bu ikisinden biridir mutlaka. O yüzden Uyanık Kanaryalar Fenerbahçe maçı yoksa ancak o gün uyurlar, geri kalanlar da uyanıktırlar ama şaşılacak şekilde asla uykusuz kalmazlar. Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik de tam böyle bişidir aslında. Uykusuz bırakmadan Uyanık tutar.