29 Temmuz 2010 Perşembe

Çocuklar gibi şendiler...



Maçtan önce Young Boys, delişmen ama kaosa meyilli bir oyun oynuyor demiştik ama kaosa bu kadar katkıda bulunacağımızı tahmin etmemiştik. Yukarıdaki istatistikler vehameti en az sahadaki oyun kadar açıklıyor ki istatistiklerin bu kadar net açıklaması çok kolay gerçekleşen bir durum değil. Anlamadığım şu bu takım 3 pası bir araya getirebiliyor, getirdi mi kontrolü de eline alıyor (bkz. goller ve Emre'nin pozisyonu) peki pası yapmak için elzem olan topu almak için niye bu kadar pasif kalıyor? Tek açıklama şu; topu alamıyorlar. Oyuncu oyuncu değerlendirmeye gerek yok, zira değerlendirecek birşeyler yoktu sahada. İyimser bakalım ve sezon başı diyelim ama lütfen eksikler demeyelim. Bir takımın ilk 11 oyuncularının arasında ve yedekleri ile asları arasında bu kadar fark olmamalı. Birbirine denk 25 oyuncuyu toplamak ancak bir FM fantezisi olabilir ama ilk 11'iyle yedekleri arasında bu kadar fark olan bir takım toplamak da başka türlü bir fantezi ve maalesef gerçekleşmiş bir fantezi.

Örneğin, evet farkındayız iyi bek bulmak gerçekten zor. Bu yüzden Chelsea bile Bosingwa gibi vasat bir adama 2 sene önce 22 milyon Euro'ya yakın bir para verdi. Anlıyorum Gökhan Gönül'e alternatif bulmak bu sebeple zor ama Önder de olmamalı bu yedek. Hadi diyelim aldınız, geldiği günden beri geriye giden bir adamı ısrarla tutmanın açıklanabilir bir yanı yok. Kadro çekirdeğinizi korumak isteyebilirsiniz, ilk sezonunda yetersiz gözükmüş bir adama bir şans daha vermek isteyebilirsiniz ama bir yerde dur demek lazım. Önder ilk geldiğinde nerede duracağını bilen, altyapısını Avrupa'da aldığı belli bir adamdı. Ancak o günden beri, Türkleşmeye doymadı. Gerekirse taraftarın biraz deli cesareti olan talebi bile kabullenebilir, bırakalım Okan Alkan oynasın. Önder'in yetersizliğini o da göstersin ama en azından genç diyelim, düzelir diye bahane bulabilelim. Bekir hala benim gözümde çok kötü değil. Yedek olarak beklemesinde bir sıkıntı yok. En azından o kaşarlanmış topçu tripleri yok henüz. Gökhan Ünal ha keza öyle, hatta Fenerbahçe'nin Solksjaer'i olma şansını eliyle tepip, tüm sempatisini yitiren sırt yaslamacı Semih'ten de iyi. İki asist yaptı, takım 10 kişi kaldığında da yapması gerekenleri.
Yedekleri de geçelim, başta da dediğim gibi 11 oyuncuları arasında bile ciddi farklar var. Lugano gibi bir stopere sahipseniz, yanına koyacağınız adam Bilica olmamalı. Hatta mümkünse Bilica Samandıra'nın kapısına dahi konmamalı. Bu kadar kaçak oynayan, yanındaki stoperin üstüne bu kadar yük bırakan, omuz koyup top almaktan aciz bir stoper olmamalı. Evet, vücudunu araya koyup top almaktan aciz bir stoper zaten stoper de değildir. Yeniden 10 oyuncu gönderip, 10 oyuncu aldığımız dönemlere dönmeyelim ama Bilica'yı tutmanın da gereksiz yer işgalinden başka bir faydası yok. Neymiş Lugano'yla iyi oynuyorlarmış. Lugano'suz da yanındakini oynatabilmeli. Niye yabancı kontenjanını işgal etsin ki eğer ekstrası olan bir adam değilse? Davranış bozukluklarından bahsetmek bile istemiyorum. Bu adama da gönderilmesini imkansız kılan bir sözleşme yapıldıysa da Sayın Mosturoğlu'na da selam ediyorum. Brezilyalı stoper... Soru işareti 1! Kariyeri vasat stoper... Soru işareti 2! Geriye yaslanıp, topu ilerideki yarma forvetine aktararak ve onun topu tutmasıyla hücuma çıkan bir takımın stoperi...Soru işareti 3! Hadi alındı, hadi değeri anlaşılamamış Edu bir devre beklenemedi de, sadece davranışları bile gönderilmesine yetecek bir adam bu kadar saçma sapan oynarsa hala niye tutulur? Christian sorunsalı var bir de. Brezilyalı olduğu için üşendiğinden mi 5 metre çaplı bir çember içinde oynuyor bilemiyorum. Halbuki oyunu ileri forse etse en iyi yaptığı işi, isabetli paslarını çok daha rahat gösterebileceğini farketse, hem sisteme işlerlik kazandıracak, hem de Alex'in ve Skoç'un (Sergen böyle diyor, viski mi içti nedir yayın arasında, Skoç da Skoç, biri içkisini tazelesin şu adamın.) top dağıtma yükünü üstlerinden alacak, Emre daha tehlikeli olabileceği rakip yarısahada daha fazla bulunabilecek. Bir adım ileri atsa bile yetecek ama o Selçuk'un yıllardır böyle oynayarak tutunduğunu görüp, duruyor herhalde. Ekol değil bu Selçuk, Christian. O bile arada gözüne kestirir, iki driblinge girer, bir sorumluluk almaya çalışır.

Evet turu geçeceğiz bir saçmalık olmazsa, Young Boys hevesli ama bir o kadar da heyecanlanan bir takım. Topu ayağımızda tutabilsek, girdikleri kadar pozisyona biz girerdik. Evet, Gökhan Gönül ve Lugano gelince, daha süratli bir forvetimiz olunca böyle oynamayacağız ama Allah korusun bu adamlar sakatlanırsa, yan basar, Volkan ve direklere şükrederiz defalarca, o da şansımız yaver giderse.

Geri kalanlar, Santos hala gıdın var, 3 öğün kuzu mu çevirdin Brezilya'da, bi zahmet o kilolar verilsin.
Kaptan, sen yavaş yavaş girersin forma, şampiyon yap sonra da omuzlarda uğurlayalım seni. Skoç aman Stoch:-), Sergen'e bile adını ezberleteceksin bu gidişle. Volkan, canın istedi mi 10 numero kalecisin. Kazım Allah'ın adını andım, bir zahmet büyü be çocuk artık. Ve bir kez daha Bilica gözüme gözükmezsen bir müddet çok mesut edersin beni...

Sakinleşince bir de taktik yorumu yaparız. Ama dediğim gibi sebepler daha yapısal, daha temel taşlarda. İyi bir 11'imiz olacak ama iyi 18'imiz de olmalı en azından. İyi taktiksel kurgu ya teknik olarak kaliteli oyuncularla olur ya da iş disiplini olan adamlarla, ikisi de yoksa bazı oyuncularınızla Barcelona gibi oynamak isteseniz de anca halı saha takımı gibi oynarsınız.

P.S.: Degen ikizini sevmem ama sende iş varmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder